Dört kuşak ailenin
mesleği olan terzilik çocuklara nasıl anlatılır diye sorulsaydı çok düz ve
yalın bir anlatımda sıkıcı olabilirdim. Kitabı okuduğunuzda tek terzi mesleğini
anlatmak yetinmiyor aynı zamanda okuyucuya hayata ve geleceğe dair verdiği
mesajlarla umutlandırıyor. Hikâyenin içinde bir tutam yaratıcılık, bir tutam
değişim ve bir tutam da müzik baharat olarak eklenince ortaya enfes bir kitap
çıkıvermiş. Yemeği güzel yapan baharat olduğu gibi kitabı güzel yapan bu
tutamları tek tek incelememizde gerekir.
Kahramanımız olan Josef
babasının mesleğini alarak terzi olur ve insanlara birbirinden güzel kıyafetler
diker. İnsanlara güzel güzel kıyafetler yapar ama kendisini de unutur. Kitabı
okurken tam bu kısımda yetişkinlere de bir mesaj veriyor. Etrafımıza
gösterdiğimiz ilgili ve şefkati kendimize de yönlendirmemiz gerekir. Kendisine
kıyafet yapmak isteyen Josef dedesinin atölyesinden kalan artık malzemelerini
eline alır ve hayal kurar. Josef’in hayali daha sonra elleriyle yaratıcı bir paltoya
döner. Modernleşmeyle değişen toplumlarda teknolojinin verdiği uyarıcılar
çocukları düşünmemeye sadece komutları yapmaya itiyor. Özellikle bu dönemde
çocuklar ne kadar hayal kurarsa ‘’yaratıcılık’’ konusunda da o kadar gelişim
sağlanır.
Josef’in paltosu
zamanla eskimeye, yıpranmaya başlamaktadır. Paltosu ne kadar yıpransa da Josef
ondan ayrılmak istemez çünkü o palto onun ilk hayaliydi. Hayalinden vazgeçmek
istemese de değişmesine de izin verir. Hikâyenin devamında palto cekete, ceket
yeleğe, yelek kravata, kravat düğmeye, düğme ise hikâyeye dönüşür. Çocuklarında
zamanla hayallerinde değişimler oluyor. İlk ben bunu olacağım diye çocuk
zamanla başka bir şey olmaya karar veriyor. Her zaman da değişimden korkuyoruz.
Hem yetişkinler hem çocuklar olarak değişimin getirdiği belirsizlerden
korkuyor, eskiye bağlanmaya devam ediyoruz. Hikâyenin en güzel noktası hem
çocuklara hem de bizlere hayallerimizin zamanla değişebileceği ancak bunun
korkulacak bir şey olmadığını çok güzel vurgulamaktadır.
Josef ilk önce hayal
kurdu sonra yaratıcılık kendiliğinden geldi. İlk hayali zamanla değişime
direnmedi zamana ayak uydurarak hep bir parçası olarak yanında oldu. En sonunda
düğmelerinde kaybolması belki de somut bir ürün kalmadı ama ortaya çok güzel
bir hikâye çıktı. Tüm bu hikâyedeki değişimlerde yazarımız da bir müzikle araya
girdi. Müzikle beraber değişimi çocuklara daha yumuşatarak göstermeyi çok güzel
başarmış. Youtube’da kendisi de kitabı seslendirmektedir. Hayal kurma,
yaratıcılık, değişim üzerine harika bir kitap 4 yaş ve üzeri tüm çocuklara
okunabilir.
Ebeveynler ortak
etkinlik olarak çocuklarıyla hikâye okuduktan sonra birlikte hikâyenin
şarkısını okuyabilirler. Kitabın sonunda yer alan yine artık malzemeleri
dönüşümü içeren bir atleti çanta haline getirerek çocuklarla güzel vakitler
geçirilebilir. Psikolojik danışmanlar ise bu kitabı daha çok grupla, sınıfla
aralarında bir bağ kurabilmek için kullanılabilir. Bu kitapla hem aralarında
bir terapötik bağ kurulurken hem de çocukların hayal gücü ve yaratıcılık ön
plana çıkartılabilir.
Psikolojik Danışman Ersin Özkan
