Elveda Bay Muffin...
İnsan yaşamının doğal bir parçası olan; ancak doğum kadar olumlu bir bakış açısıyla ele alınmayan ölüm kavramı üzerine yazılmış,çocukların ölüm kavramını algılamasına,anlamlandırmasına yardımcı olabilecek, yaşanan kayıp sonrasında verilebilecek tepkiler ve yas sürecini yaşama, baş etmeyle ilgili etkili olabileceğini düşündüğüm bir kitap... 6 yaş ve üzeri çocuklarla ölüm konusu çalışılırken uygulanabilir.
Doğmak, yaşamak kadar doğal olan ölüm kavramının hepimiz için travmatik etkileri vardır. Sevdiğimiz birini, bir hayvanı, bir eşyayı kaybetme ihtimali bile tedirgin eder bizi.. kültürümüzde ve ülkemizde özellikle çocuklar söz konusu olduğunda, ölümün yaşandığı ailelerde durumun saklanması, ölüm hakkında yorum yapılmaması,çocuğun sorduğu soruların cevaplanmaması söz konusu olmaktadır. Hatta " o şimdi uzaklara gitti,melek oldu, gökyüzünden bizi izliyor" gibi cümleler kurulmaktadır. Tüm bu davranış ve söylemler çocukta kaygıya sebep olmakta ve çocuğun ölüm kavramını anlamlandıramamasıa neden olmaktadır.
Tam bu noktada çalışılması zor bir konu olan 'ölüm' kavramı konusunda yazılmış olan kitabımızın kahramanı Bay Muffin, çocuklara ölüm kavramının anlatılmasında ve onların algılamasında bizlere yardımcı olmaktadır. kahramanımız Bay Muffin, tüyleri beyazlamış, 7 yaşında,yaşlı ve yorgun bir kobaydır. Küçük mavi bir kartondan olan evinde kalan zamanını geçirerek, tüm yaşamını gözden geçirir. Bir çok kobaydan daha iyi bir hayat yaşadığını düşünerek, hayatında sahip olduklarının bir listesini yapar: " 1 çok akıllı ve şevkatli bir eş, 1 posta kutusu olan mavi, küçük bir ev,6 minik ve tüylü yavru, her gün 3 defa sevilip okşanma- yani bütün hayatım boyunca 7665 defa- şimdiye kadar 728 salatalık,2555 kucak çimen,ot ve karahindiba, arada bir posta kutumda bir mektup".
Hastalığı ve ağrıları giderek artıyor, dayanılmaz bir hale gele gelir. Bir gün ağrıları şiddetlenir, veteriner gelir ve sağlık durumunun umutsuz olduğunu, iyileşemeyeceğini ifade eder. Evinde dinlenirken, duvarındaki eski fotoğraflarına bakarak o günleri düşünür.. Genç, güçlü,gururlu olduğu eşi ve çocuklarının olduğu günleri düşünerek büyük bir özlem duyar o günlere. Sonra hep yaptığı gibi posta kutusuna gider ve orada 3 badem ve on beş kalp çizilmiş bir mektup bulur. Bay Muffin okuyamadığı için , yine gelen diğer mektuplar gibi bunu da kemirir. bir sonraki sabah posta kutusunda yine mektup bulur.Aldığı son mektuptur ve şöyle yazmaktadır:
Sevgili Bay Muffin!
Çok zor uykuya daldığından seni uyandırmak istemedim.
Umarım dün yazdıklarıma üzülmemişsindir. Gece benim de gözüme uyku girmedi. Yatağımda uzanıp öylece ölümü düşündüm. Ya dedim, yalnızca dinlenir insan, yani korkulacak bir şey yok.
Ya da gökyüzüne gider, her şey iyi olur. umarım bu mektubu okuyacak gücün vardır. seni o kadar çok seviyorum ki...
Ve sonra Bay Muffin'in midesine acı saplanır, uzanır ve hayata veda eder.
Gönderilen bu mektuplar yoluyla çocuğun bakış açısından ölüm kavramı irdelenmektedir.sonrasında Bay Muffin'i sevenler ve ailesi ölüm haberini gazetelerde ilan eder. Karton bir kutunun içinde, sevdiği eşyaları yanına konularak cenaze ritüeli gerçekleştirilir. Bay Muffin'in ölümünün ardından onu sahiplenen ailesinin yaşadığı yas süreci ve gösterdiği tepkiler de ele alnıyor.
Ölümün bir dinlenme ya da başka bir hayatın başlangıcı olabileceği, korkulacak bir şey olmadığı , pek çok canlının bunu yaşadığı ve yaşayabileceğini çeşitli metaforlarla anlatan beni derinden etkileyen bir kitap.. Özellikle ilkokul çağında olan çocuklarda ailesinde veya yakın çevresinde kayıp yaşamış,etkilenmiş ve bu kaybı, ölümü anlamlandıramamış çocuklarla çalışırken kullanılabilecek etkili bir bibliyoterapi örneği.. Her psikolojik danışmanın kütüphanesinde bulunmalı diyebileceğim bir kitap...
Psk. Dan. Nihal BALTACI



